24 Nisan 2026, Cuma.
Grandview, Washington.
Hep başkaları suçlu. Hep başkaları kötü. Hep başkaları saçmalıyor. Hep başkaları gülünç. Hep başkalarına gülüyoruz.
Ah şu lanet olası ego. Ah şu lanet olası kibir. İzin vermiyor, izin vermiyor kendi yanlışlarımızın farkına varmamıza.
Mesela Mesut, yıllardır konuşuruz, bir müddet önce küstü sanırım bana. Kesti aramayı. Sık sık arardı oysaki. Küsme nedeni muhtemelen bana olan borcu. Sanırım Nuh’la konuşurken bahsi geçti bana olan borcunun. Sonra da Nuh ona sorduysa bu konuyu, ondan küsmüş olabilir bana diye düşünüyorum.
Aslında küsmemizde bir sakınca yok. Ben insanlarla anlaşamam zaten. İnsanlarda bi sorun yok, ben geçimsiz birisiyim. Biliyorum kendimi. Yeni bir şey değil bu. Hep böyleydi. Tahammülüm yok kendimden başkasına. Hatta kendime de tahammül edemiyorum ya zaman zaman.
Valla umarım borcunu öder ya. Şu an beni en çok endişelendiren bu doğrusu. Sikildiğime şahit olmak istemiyorum. Tatlı bir duygu değil takdir edersin ki. Dolandırılmak koyuyor bazen. Bazen diyorum çünkü defalarca dolandırıldım. En çok da memeye zaafım olduğu için oldu bütün bunlar. “Memem var, seni emzircem” diyene yumdum gözümü, açtım kesenin ağzını. Ancak sonunda daha çok avucumu emdim. Avucumu yaladım.
Mesela Osman, yıllardır tanışırız. Gündüzleri ahkam keser, ahlakçıdır. Beni yerer, yerden yere vurur, çok zıtızdır. Şeriatı da savunur aslında. Akşamları escort arar. Beni arar escort sorar. Ben gitmem, o gider. Ben gitmiyorum uzun zamandır borç batağında boğulduğumdan. Osman’ın borcu yok ama karısı var, çocukları var evde. Eşi de hissetmiş olacak ki daha sık arıyor nerdesin diye şimdilerde. Geçen bundan yakınıyordu. Şaşırıyorum.
Üzülüyorum. Hadi ben hastalık kapsam, bi tek kendime zararım var. Kocasına güvenen masum eşlerin hali ne olacak peki. Bazı küçük hastalıklar erkekte semptom bile göstermiyor fakat kadını rahim kanseri yapıyor mesela.
Persia misal, orospuydu tanıştığımızda. En çok aşık olduğum orospudur hem de kendisi. Bazen her şeyi bırakıp, yanına gidip kölesi olmayı hayal ederim. Ancak yalnız değil artık. Sevgilisi var. Bir de bebek yaptılar. Dün bebeği emzirirken video atmış. Heyecanlandım. Tombul memelerini gördüm uzun zaman sonra. Karşılığında bir miktar dolar hediye ettim. Sevgilisinin haberi yoktur tahmin ediyorum. Bence beni de yedekte tutuyor orospu, adam onu terk ederse diye. Halimden memnunum bakma. Persia için yedekte de beklerim, 89. dakikada oyuna da girerim, piçine babalık da yaparım. Hiç umrumda olmaz. Onun o mahmur gözleri, onun o fındık burnu, onun o elma yanakları, onun o dolgun dudakları yok mu? İpek saçları, karpuz götü ve kocaman memeleri de cabası.
Kenan da baba oldu. Yabancı uyruklu genç bi kızla evlendi. Kızın evlenme sebebi green card da, Kenan buna inanmak istemez tabii. Umarım Kenan’ın eski eşine yaşattığını, o da Kenan’a yaşatmaz ama bu işler böyle biliyorsun. Amerikalı olmak için Amerikalıyı kandırırsın, “sana aşığım” dersin. Ben de yaptım. Herkes yapıyor. Aç “90 Day Fiance” programını izle, yapmayan yok. Herkes şerefsiz. Arabı da, Rusu da, Latini de, ben de.
Çocuk yapmaları bi şey ifade etmez. Zengin koca bulan her kadın çocuk yapıyor, konu o değil. Konu boşanma ve nafaka. Yüz yıllık meriç olarak kadınları suçlayacak değilim. Ben de kadın olsam, ben de yaparım. Yani düzen böyle kurulmuş. Hukuk 40 yılın başında, bi kerecik de kadının tarafını tutmuş. Kaldı ki o da ataerkil düzen bozulmasın diye. Çokeşlilik yaygınlaşmasın, çocuğun babası belli olsun; baba, dolayısıyla erkek sürüye liderlik etsin diye.
Yoksa normalde çocuğun babası olmaz. Annesi olur. Herkes herkesle sevişir ve bir gün çocuklar doğar. O çocukları bütün kabile büyütür. Hayat bayram olur.
Düzen de anaerkil olur.
Benim ne dediğimin ne önemi var sanki. Ben bu dünyada tutsağım sadece. Ve azat edileceğim güne kadar günlüğe çeltik atıyorum. Tüm hikaye bu. Bugün de bitti. Borçlar bitmedi. Onlar uzun bir süre daha bitmeyecek. Belki ben biteceğim, onlar bitmeyecek. Belki benden geriye borçlar kalacak hatıra olarak.
Bir daha dünyaya gelecek olsaydım şarkıcı olmak isterdim. Şarkılar yazıp, şarkılar söylemek. Bütün gün mırıldanmak, aynı nağmelere hayran kadınlarla yakınlaşmak ve birleşemeden uzaklaşmak isterdim. Birleşemeden uzaklaşmaya çok alıştım. Bağımlılık yaptı. Bi de tek bir kadına veya bir kadının tek bir erkeğe bağlı kalma fikri tiksindiriyor beni. Herkes herkesle aşk yaşamalı sanki. Herkes herkesi bi denemeli. Herkesi derken, herkesi mümkün olamaz pek tabii ama işte mümkün mertebe fazla bir sayıyı test etmeli her canlı.
Her canlı ölümü tadacağına, her canlı gangbang’i tatsaydı mesela.
Yok ya, gangbang kötü amk. Teker teker gelin. Ne gelen var, ne giden. Kendi kendime öyle deli gibi konuşurum ben.
Leave a Reply