30 Nisan 2026, Perşembe.
Tifton, Georgia.
Sorun dildedir. Çünkü dil akıldan geçenlerin sadece bir gölgesidir. Düşüncelerimizi asla tam ifade edemeyiz. Çünkü beynimiz, dilimizden çok daha hızlı çalışır. Ve beynimiz aynı anda birçok şeyi düşünür. Ancak dilimiz aynı anda birçok şeyi anlatacak kabiliyete sahip değildir. Böylece dikkatlice seçerek konuşsak bile anlattığımız yarım kalır ve tartışmanın kaybedeni oluruz. Hepimiz. Bunun içindir ki bütün tartışmalar sonuçsuzdur. Bunun içindir ki tartışmaların sonunda birbirimizi ikna edemeyiz. Ve nihayet yine bu sebepten dolayıdır ki bütün bu paragraf anlatmak istediğim her şeyi çok eksik anlatmaktadır ve sen çoktan bir sürü hata yakalamışsındır bile.
Gölgemiz ışığın neresinde durduğumuza göre küçülür ve büyür. Gölgemiz açıdan dolayı yer değiştirir. Aynı şeyin gölgesi farklı açılarda farklı yerlerde görülür. İşte dil de bunu yapar. Düşüncelerimizi dile getiririz ancak açılardan dolayı, bakılan açılardan dolayı, bakış açılarından dolayı farklı algılar oluşur. Anlatılan aynıdır. Hepimiz aynı cümleleri okuyoruz. Ancak herkes kendi istediğini anlıyor. Onun için adaleti asla sağlayamayacağız. Onun için penaltı olup olmadığı konusunda aynı fikre varamayacağız. Onun için hep haksızlığa uğramış göreceğiz kendimizi. Çünkü insan olmak bunu gerektirir.
Gerçeği bilmek istediğimizi iddia ede ede, gerçekten kaçabildiğimiz kadar kaçacağız. Bilmek istediğimiz şey gerçeğin kendisi değil. Aslında sadece kendimizi gerçeği bilmek istediğimize inandırmak istiyoruz. Sahtekar olduğunu kabul etmek zordur. Onun yerine yanlış anlaşılmış olduğumuzu iddia ederiz. Tıpkı üç paragraftır yolunu yaptığım gibi. Anlattım, anlattım ama dilimin gücü yetmedi. Aklımızdakileri aktarmamıza yetecek zamanımız da yok.
Bir kitabın bütün bir sayfasını okursun ve orada yazılanları gözünde canlandırman bir saniyeni alır. Aklında canlandırdığın bir saniyelik portreyi tüm detaylarıyla anlatmaya çalıştığında bu dakikalar alabilir, bunu yazmak sayfalarca sürebilir.
Birbirimizi yeteri kadar tanımıyoruz. Gerçek şu ki hiçbir zaman tanışamayacağız. Özetlerimizi, özetlerimizin de özetlerini sunabiliriz birbirimize. Ve bu özetlerin özetiyle yargılıyoruz herkesi. Fazlasıyla eksik, fazlasıyla hatalı. Ve sonra adaleti sağlayamadığımız için şikayetleniriz. Sanki bu mümkünmüş gibi. İşte kibir bazen bizi kandırıyor. Kabiliyetimizin düşündüğümüzden daha kısıtlı olduğunu kabul etmek istemiyoruz. Beceremeyeceğimiz gerçeğiyle yüzleşmekten korkuyoruz. Bilmemekten utanıyoruz. Ve nihayet uyduruyoruz. Yalan söylüyoruz. Yalancı olduğumuza inanmak istemediğimizden olsa gerek yalanlarımıza kendimizi de inandırıyoruz.
Pick up:
104 Alan Drive, Newark, Delaware.
29/04/2026 15:00
Delivery:
115 Tyson Street, Moultrie, Georgia.
01/05/2026 08:00
Delaware’den Georgia’ya gelene kadar uzun yol boyunca böyle boş beleş şeyler üzerine düşünüp oyalandım. Şimdi Tifton’a vardım. Yarın sabah 30 dakika daha sürüp yükü teslim edeceğim. Çok para kazanmam lazım. Borçlarımı kapatmam lazım. Annem ölene kadar çalışmam lazım. Annem öldükten sonra müzikle uğraşacağım. Sonra ben de öleceğim ve düşünmekten, istemekten, arzu etmekten, hayal kurmaktan, hayal kırıklığına uğramaktan kurtulacağım.
Delaware eyaletinin ismi de Türkçe’deki “deli avare” kelimelerinden gelmekteymiş. Yalan, yalan. İnanmayın her şeye hemen.
Gugılladım şimdi, De La Warr diye dalyarağın birinin statüsünden geliyormuş. Genel kültür bilgisi edindik bak, hadi yine iyisin, köftehor seni.
Bu arada dalyarak da birleşik yazılıyormuş. Türk Dil Kurumu sözlüğünden baktım. Bak hala inanıyorsun. Cık cık cık cık. Oysaki ne güzel başlamıştı entry. Allah senin belanı vermesin. Uyuyorum ben. İyi geceler.
De La Rock, dalyarak, Jeanne d’Arc, al yanak.
Leave a Reply