Günlük – 14/05/2026

13 Mayıs 2026, Çarşamba.
Little America, Wyoming.

Her gün sevgili anneciğim ne zaman hayata gözlerini yumar acaba diye düşünüyorum. “Bir an önce ölse de, artık ona bakmak zorunda kalmasam” – derdim bu. Kulağa iğrenç ve korkunç gelebileceğinin farkındayım ancak hayat bazen iğrenç ve korkunç gerçeklikleri de içinde barındırır.

Akıl hastası birisinin yaşaması için zorlamanın anlamı nedir, asla kavrayamadım. Çocukluğumdan beridir böyle. Tabii o zaman bir gün annemin de aklını kaybedeceğini bilmiyordum.

Aklını kaybetmek derken, bizimkisi Alzheimer ama o da bi nevi aklın kaybı değil mi sanki? Sonuçta yaşadığının farkında bile değil. O zaman yaşamasının manası ne peki? Veya benim varlığımın farkında değil. O zaman benim onun için ne anlamım var? Yahut kendi varlığının da pek farkında değil. Hiçbir muhabbet edemiyoruz. Hiçbir anımız canlanmıyor hafızasında. Birlikte gülemiyor, birlikte ağlayamıyoruz. O zaman ha o, ha başka birisi, ha bi duvar, ha bi heykel – ne farkı var ki? İşte bütün bunların hiçbirini anlamıyorum. Bu nedenle bana kalırsa ötanazi falan olmalı ve örneğin ben de bir gün Alzheimer olursam, yatırıp kolumdan iğneyle ilacı kanıma karıştırsınlar, öleyim gideyim yani. Ki benim çocuğum da yok. Bana kim bakacak? Yolun ortasında altıma sıçarak öleceğim. Hatta millete rahatsızlık vereceğim. Ölmem en iyisi değil mi? Alsın devlet beni, topluma faydalı bir şey yapsın, beni öldürsün. Ben böyle düşünüyorum.

Bu nedenle annem ölsün diye de sabırsızlanıyorum. Yani yıllardır her ay bir iki bin dolar gönderiyorum. Ama bu ne zamana kadar böyle devam edecek? Zaten ben annemden ziyade, babam ve kardeşim için gönderiyorum. Babam öldü, şimdi de kardeşim var tepemde. Şu yazdıklarımı ona anlatsam kahrından ölür kız. Ama maalesef gerçek düşüncelerim bunlar. Ne var kardeşim? Ben de öleceğim. Belki annemden bile erken öleceğim. Bıktım çalışmaktan. Biraz nefes almak, dinlenmek, gezmek tozmak, eğlenmek istiyorum.

Ne bileyim ya. Böyle düşünüyorum. Belki yanlış düşünüyorum. Ama böyle düşünüyorum.

Böyle diye diye babam gitti bak. Yıllardır yazardım annem babam ne zaman ölecek diye, babam sağ olsun öldü. Kaldı annem. O da ölürse benden kralı yok gibi. Ne bileyim, kardeşim kalıyor geriye ama ona da bakamam ölene kadar herhalde. Gider çalışır. Eli kolu tutuyor. Yaşı benden genç. Bulsun bi çare. Ki evi ve arabayı da ona bırakıyorum. İstemiyorum hiçbir şey. Yeter ki bir daha bir şey istemesin. Ohh.

Bak ya. Düşünsene o gün geldiğinde… Çok güzel olacak be. Sırtımdan ağır bir yük kalkacak. Gece gündüz çalışmamış ve bu eziyetinin, ameleliğinin karşılığında aldığı parayı annesine babasına göndermemiş insanların beni yargılamasını umursayamam. Siz önce köpek gibi çalışın, sonra o kadar emeğin karşılığında aldığınız 3 kuruşu ananıza babanıza gönderin, nasıl bir hismiş yaşayın, sonra konuşalım. Anası babası zengin insan, tabii anası babası ölmesin ister. Adam 30 yaşında, 40 yaşında hala baba parası yiyor, annesi kahvaltısını hazırlıyor. E amk benim de öyle bi durumum olsa, ben de bin yıl yaşasınlar isterim.

Konsolosluğa gideceğim de. İşte babamlara yaptırdığım ev ve babama aldığım araba üzerindeki haklarımı kardeşime devredeceğim. Ondan biraz böyleyim. Bana kalsa o evi arabayı satacaksam, o parayla küçük de olsa bir iş kurmam gerek. İş kuracaksın ki para gelecek, çalışmak zorunda olmayacaksın. Ama kardeşim sadece o arabayı satıp kendi istediği bir araba alacak. Ve o evi de satıp kendi istediği yerde bir ev alacak. Ki onun istediği yerde ev almaya da o para yetmeyecek, çok büyük ihtimal de yıllarca taksitleri yine ben ödeyeceğim. Aile kadar iğrenç çok az şey vardır herhalde. Keşke yetimhanede büyüseydim diyeceğim ama yetimhanede büyüyenlere ayıp olacak. Nasıl ki çalışıp babasına bakmamışların beni anlamasını beklemiyorum, muhtemelen ben de yetimhanede büyüyenlerin dertlerini küçümsedim şimdi. Bilmemek mutluluk işte. Bilmediğim için atıp tutuyorum.

Yok tamam Allah razı olsun yedirdiler, içirdiler, büyüttüler ama yahu etrafımda da o kadar insan var, onları da anaları babaları yedirdi içirdi büyüttü ama onlar hala başları sıkıştığında babalarını arayıp para falan istiyorlar. Benim durumum çok üzücü onlara kıyasla. Ancak Dünya tabii. Durumu benden on kat daha üzücü olanlar da vardır. İnsan olarak böyle bir canlıyız işte ne yapayım, durumu benden kötü olanları işime gelmediği için görmüyorum, işime gelen durumu benden iyi olanlara bakıp yavşakça şikayetlenmek.

Leave a Reply

Your email address will not be published.