Amerika Birleşik Devletleri

Amerika Birleşik Devletleri

Çocukken dünyanın en büyük gücü diye öğrendim ben burayı. Bi de diğer büyük güç yalan oldu olacaktı, oluyordu ve sonuç olarakta oldu – Sovyetler yok artık. Dünya Amerika’ydı. Yalan da değil hani Amerika, hakikaten de dünya – Hindistan da burda, Çin de, Rusya da, hatta Bangladeş, hatta Kenya da.

Dünyayı gezemeyeceksem, sırf Amerika’yı görsem de olurdu. Bi de Avrupa fazla yakındı haritada. Sanki istesem yarın çeker giderdim Avrupa’ya. Ama Amerika öyle miydi? Kilometrelerce, saatlerce, okyanuslarca, gemilerce, uçaklarca uzaktaydı. Sanki hiç bi zaman gidemeyecektim ben oraya.

Öğrencilik güzel şey. Fırsatlar verir sana. Erasmus var, AIESEC var, Work and Travel – yani var oğlu var. Öğrenciyken kararlıydım. İş bulmak için okumadım, okuyanlar da okumayanlar kadar boktan işlerde çalışıyor zaten. Patronsuz, annesiz, babasız, sevgilisiz – alabildiğine hür olmalıydım, alabildiğine özgür. Amerika’da bunu elde edeceğime inanıyordum. Elbette biraz zorluk olacaktı ama başaracaktım.

Bu ülkeye kaçtığım için hiç pişman değilim. Belki lüks içinde yüzmüyorum ama lükste de gözüm yok zaten.

Ben kendi odamda, pofur pofur esen klimanın altında sıcak yaz günü, dinleyebiliyorsam en serseri müzikleri bangır bangır, hiç aç kalmıyorsam, hep param varsa hem cebimde hem kenarda, görmüyorsam annemi, babamı, kardeşimi ve o ağlak suratlarını, gelecek vaat etmek zorunda değilsem hiç bir sevgiliye ve seks için mecbur değilsem sevgili edinmeye, irkilmiyorsam sabahın köründe karga imamın, korku filmi ezan sesiyle, sokaklarda sevişiyorsa kızlar ‘orospu’ damgası yemeden, başka şeyler de düşünebiliyorlarsa erkekler istediklerinde sekse ulaşmanın rahatlığıyla – bir sürü gerizekalı da olsa, bir sürü aptal da olsa, bir sürü cinayet de olsa, bir sürü açlık da olsa – burası benim memleketim, ben buraya aitim.

İnsan dediğin katildir zaten, insan dediğin hırsızdır. Doğal seleksiyon denen şey en iyi hırsızların, en güçlü katillerin ayakta kalabildiği bir süreç değil midir? O zaman en doğal yaşam burda yaşanıyor, kardeşim. Ve ben ahlak hapishanelerinde mahkum edemezdim pislik varoluşumu.

En büyük pisliğe, en güzel ülkeye ulaştım – çok özgür hissediyorum, kimse ne yapmak zorunda olduğumu söylemiyor, kimse ne yaptığıma karışmıyor. Aç kalmak da benim seçimim, tıksırıncaya kadar yemek de. Bayılıyorum acımasızlığına ve sınırsızlığına, seviyorum seni Amerika.

Leave a Reply

Your email address will not be published.