9 Haziran 2026, Salı.
De Queen, Arkansas.
Burda bir tavuk kesim fabrikası var, oraya geldim. 20 ton tavuk yükleyecekler, onu da Atlanta’daki Kroger’ın dağıtım merkezine götürücem.
Dün geldim ama erken gelmişsin dediler. Yarının yüküymüş. Yani bugünün. Ancak bugün de henüz bi haber yok. Belki akşama hazır olur. Belki yarına kalır. Çok salladığım bi şey değil. Ne güzel ben de yatıyorum boş boş.
Hava sıcak. Klimayı kökledim tırın içinde buz gibi, oh mis. Bütün gün Facebook kaydır, X kaydır, YouTube kaydır… bütün sosyal medyalara tıklıyorum. Hepsinde bi şeyler var eğlenecek. Arada OnlyFans’e de giriyorum. Çok dayanamayınca 3-5 dakika Xvideos’a da bakıyorum, orgazm ihtiyacını aradan çıkarıp uyuyorum.
Sonra uyanıyorum yine aynı hayat. Günde iki sefer yemek için dışarıya çıkıp azıcık insan falan görüyorum. Her gittiğim yerde illaki bir iki güzel kız görüp mutlu oluyorum. Yaşlanmanın en güzel yanlarından biri de bu. Güzel kızı sadece görünce bile mutlu olabilmek. Gerçeklerle barışmak. Kimseyi rahatsız etmemek. Allah otuzbiri icat edenden razı olsun.
Haftasonu da böyle bir yere denk gelmiştim. Madill Oklahoma’da da bir et kesim fabrikası var. Oraya et götürmüştüm. Cuma sabahı almaları gerekirken, cumartesi akşamı anca boşaltmışlardı yükü. Dolayısıyla orda da cuma, cumartesi, pazar – 3 gün yattım. Günde ikişer kez yemeğe gittim. Sabahları hamur işi, kruvasan, kahve; akşamları Çinlilerin açık büfesi.
Açık büfede kızıl saçlı, koca memeli tombik bi genç kız vardı mesela cumartesi gittiğimde. En çok o aklımda kaldı. Aslında bi gün önce de başka bi kızı aklımda tutmuştum ama cumartesi kızıl tombiği görünce, cuma gördüğüm minnoşu hafızamdan sildim.
Kahvaltıcıda akılda kalacak kızlar yoktu. Hepsi zayıftı. Zayıf kızları aklımda tutamıyorum. Tombik olacak, kocaman memeleri olacak ki aklımda tutucam.
Dünden beridir de burdayım. Bu sabah burda da güzel bi mekana gittim. Garson kız güzeldi. Yeşil gözleri vardı. Ama kızıl tombiği tercih ederim hala.
Bazen dışarıda sarı sarı kızlar görüyorum. Güneş gibi parlıyorlar. Sarı saç çok hoşuma gidiyor. Ama onların da tombik koca popolu olanları daha çok dikkatimi çekiyor. Zayıf kız olunca fantezi yapamıyom. Ölür lan bu altımda kalsa gibi bi his oluşuyor. Ancak tombik olunca mıncıklayasım, öpesim, avuçlayasım geliyor. Yumuşacık. Ve dayanıklıdır da umuyorum. Kendim şişko olduğum için böyle herhalde. Zayıf kızlar da beni sevmez zaten genelde. Güzel yani böyle olması. Herkes dengi dengine.
Sürekli ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum. İnternet kötü haber kaynıyor. Biraz da ben kötü haber arayışındayım sürekli. Zenginlerin hayatına bakıp üzüleceğime, fakirlerin hayatına bakıp seviniyorum. Oh diyorum benim durumum iyi, millet aç aç.
Ama tabii en güzel hayat bile tatmin edici değil. Anne ve babama kızgınım her halükarda. Boktan hayatları varken çocuk yapmış olmaları affedilemez.
Dün kardeşim aradı. Kirasını ödemek zorunda kaldım. $800 gönderdim. Umarım bir daha böyle olmaz.
Dün kötü bi gündü zaten. Mesela yük almaya geldim, önce trailer’ın içini yıkattılar. İlk kez böyle bi şeyle karşılaştım. Normalde ya yıkamaya gönderirler, ya da kendileri yıkar. İlk kez içeri girip ben kendim yıkadım. Alışık olmadığım için zor geldi. Belim koptu.
Küçük bi yer diye herhalde. Etrafta tır yıkama yeri yok. Fabrikada da bu iş için maaş verip çalıştırdıkları biri yok orospu çocuklarının.
Bu fabrika Brezilyalılarınmış. Gidiyoruz geliyoruz Amerikalılar zengin diyoruz ama bak adamlar ta Brezilya’dan gelmiş buraya fabrika kurmuş. Ah ah nolurdu sanki az daha zeki olsaydım, ticaretten anlasaydım. Bi fabrika da ben kursaydım. Ama nerde bende o beyin. Beyin olmadığı için de mecburen bedeni çalıştırıyoruz. Amelelik forever.
Sonra da yük yarının yükü dediler, gittim Walmart’a park ettim. İçerden kiraz ve çilek aldım. $15 ödedim. Sonra tırda dinlene dinlene çilek ve kiraz yemeye başladım. Hala duruyor yarısı. Çilek ve kiraz beni mutlu etti. Hayat çok güzel aslında demeye başladım. Dışardaki ağaçlar, yeşillikler her şey çok güzel. Sarı saçlar, yeşil gözler, tombik götler, tombik memeler… sonra porno, sonra otuzbir, biraz hüzünlü. Sonra uyku. Uyku çok güzel. Ölümün harika bi şey olduğunu, uykunun güzel olmasından anlıyorsun mesela.
Kredi kartı borçlarım çok azaldı. 7 bin doların altına indi. Bir ara yine bir seks turizmi yapmam lazım. Yani yaşadığımı hissetmem lazım. Bunu da bana hissettiren tek şey fuhuş. Ücretini ödeyip seks satın almayı çok seviyorum. Fahişelere bayılıyorum.
Eski seks işçileriyle arkadaşlığım devam ediyor. Birkaç tane favorim vardı. En çok sevdiğim bir kız çocuğu doğurdu. Bebek şimdi 8 aylık. Babası geceleri çalışıyor. O yüzden annesiyle bazı geceler sohbet ediyoruz. Öyle havadan sudan, dertlerden tasalardan.
O da hem çocuk yapmayı seviyor, hem de hayat pahalılığından şikayet ediyor. Tam bir dangalak bu bakımdan. İkinci, üçüncü çocuğu yapıcam diyor. İstekli. Erkek arkadaşına biraz acıyorum. Nasıl yetişecek bu masraflara bilemiyorum. O da onun cezası. Niye çocuk yaparsın ki. Aşkmış. Sokarım aşkına. Kondomla yap aşkını. Veya ne bileyim dışarıya boşal. Al işte şimdi gece gündüz çalış çocuğa bak.
Şanslıyım. Çok şanslıyım. Çocuğum olmadığı için şanslıyım. Evli olmadığım için şanslıyım. Genç ve güzel kızlar para karşılığında aşk kiraladıkları için şanslıyım.
Hayat zaten boktan bi şey deyip beklentilerini düşürürsen, hayat muhteşem bi şeye dönüşüyor.
Hayat çok muhteşem bi şey deyip beklentilerini yükseltirsen, hayat inanılmaz büyük bir ızdıraba dönüşüyor.
O yüzden çok takmamak lazım. Üç günlük dünya. Yat kalk, yat kalk, yat kalk – bitip gidecek. Kurtulucaz.
Leave a Reply