Günlük – 18/05/2026

17 Mayıs 2026, Pazar.
Ontario, California.

Olaya bak ya. Yani aslında benim adıma çok gurur duyularak anlatılacak bi şey de yok. Hatta baya utanç verici. Ama çok da enteresan sanki, bilemedim.

Şimdi Gibi dizisinden sahneler düşüyor önüme, YouTube’da Short’lar. Bi baktım çok güzel bi kız. İşte Yılmaz sevgilisini İlkkan’dan kıskanıyor. Ama kızı baya beğendim. Gugılladım mugılladım buldum. Buket Gülbeyaz.

Sonra bi baktım, “Buket’i Amerika’ya yolluyoruz” başlığı açılmış yıllar önce ama o tarihlerde o başlığa bakmamışım bile. Çünkü şimdi ilk kez tıkladım ve baktım ki kızın biyografisinde 2005-2009 yılları arasında Bornova Anadolu Lisesi’nde okuduğu yazıyor.

Yok ya o değildir dedim. O tarihlerde benim de liseli bi kız arkadaşım vardı, aynı liseden. Ben de üniversiteye yeni başlamıştım zaten, sınıf arkadaşlarımdan birinin alt sınıfından bi kız olduğu için, Kafeler Sokağı’nda bi kafede otururken denk gelip tanıştırılmıştık, sonra da güzel bi ilişkimiz olmuştu.

Buket’le değil bu arada, yanlış anlaşılma olmasın. Zaten utanç duyduğum şey bu kısım. Ben başka bi kızla beraberken bi gün bi evde toplanmışlardı. Ve o evde o zaman adını bilmediğim tatlı bi kız vardı. Yani işte utandığım kısım burası, kız arkadaşım vardı ama o ortamda da o kızı baya beğenmiştim; tabii hemen başımı çevirip bi daha o tarafa bakmamıştım başım belaya girmesin diye.

Eğer yanılmıyorsam, meğersem o kız Buket Gülbeyaz’mış. O zaman adını bilmiyordum. Aynı sınıftan başka bi kızla beraberdim.

İşte ilginç olan da şu, yani bana ilginç gelen, 15-20 yıl önce bir sefer, bir an gördüğüm bi kız vardı; çok güzeldi, çok beğenmiştim. Üzerinden 15-20 yıl geçiyor, önüme bi sahne düşüyor, iki saniyelik görüntü ve diyorum ki ‘Ya kız çok güzel, aratıp bulayım.’ Üstelik arayıp bulmam da kolay olmuyor. Gugıl’a ‘Gibi dizisi Gülşen karakteri’ yaz pek bi şey bulamazsın. Yine de inat ettim buldum.

Hanımefendi 35 yaşına gelmiş. Ben de 40 olucam zaten de. Ama bu nasıl bi zevk ki hiç değişmemiş. 15-20 yıl önce de aynı kaş, aynı göz, aynı burun, aynı dudak, aynı saç, aynı yanak etkilemiş beni; üzerinden 15-20 yıl geçmiş ve ben yine aynı kaş, aynı göz, aynı burun, aynı dudaktan etkileniyorum.

Burada asıl şaşırdığım şey bu yani. İnsan hiç değişmiyor mu? Zevk evrim geçirmiyor mu? Şaşırdım. İçim bi hoş oldu. Ama tabii yaşlandık. Buket Hanım’a da yavşayacak değilim. Zaten 40 yaşında şişko bi adama sümüğünü de atmaz ve atmamalı da. Ayrıca yıllar öncesine dair anlattığım hikaye de hakikaten utanç verici. O zamanki kız arkadaşıma da ayıp. Ki onu da çok beğenir, onu da çok severdim. Ama o da evli şimdi zaten başka biriyle. Neyse yani. Çok ilginç. En azından benim için.

Leave a Reply

Your email address will not be published.