Kategori: Günlük

Home Günlük
Yazı

Günlük – 05/04/2026

5 Nisan 2026, Pazar. South Beloit, Illinois.

Burası Wisconsin sınırında. Bu aralar sık sık burdayım çünkü burda Flying J Truck Stop var. Bizim şirketin yard'ına en yakın Flying J burası çünkü.

Yani ikide bir şirketin yard'ına geliyorum bu aralar. Şirketin yard'ına neden gelinir? Tır bozuldu diye. Veya önemli bir belge, bi şey vardır geçerken alırsın. Örneğin dün plakayı taktık. Plakası yoktu bu tırın.

Sırasıyla anlatmadığım için böyle karışık oldu. Sürdüğüm başka bir tır vardı. Onu getirdim geçen hafta. O bozulduydu. Sonra bu tırı bana verdiler. Ama bunun da plakası yoktu. Sonra öbür tır yapıldı diye geldim, bunu bırakıp onu geri alacaktım ancak ben gelene kadar tamirin tam yapılmamış olduğu anlaşıldı.

Yazı

Günlük – 31/03/2026

30 Mart 2026, Pazartesi.
Cranbury, New Jersey.

Bugün haftaya 524 dolar zarar ile başladım. Sabah tırın ön teker kesildi demiryolu raylarının üstünden geçmeye çalışırken. Sonra tekerci çağırdık geldi, halletti, 524 dolar ödedik, gitti.

Ee olacak bunlar. Bedava değil hayat. Bir yandan kazanıcaz, bir yandan da girecek böyle böyle. Alın verin, ekonomiye can verin.

Annem düşmüş, kafasını yarmış azıcık. Dün olmuş. Bugün iyi hissetmiyormuş. Alzheimer olduğu için iletişim de kuramıyoruz ama normalde bütün gün evin içinde dönüp dolaşan kadın, bugün yataktan çıkmamış pek. Tabii ben uzaktayım. Ama kardeşceğizim, kızcağız kahroluyor evde tabii. Üzücü.

Yazı

Günlük – 24/03/2026

Dün ufak terslikler oldu üst üste. Önce sabah polis durdurdu. Telefondaki haritayla ilgilendiğim için trailer sağa sola sallanmış biraz. O da bi durdurayım bakayım şoför uyuyor mu yoksa ne yapıyor da böyle dikkatsiz sürüyor diye durdurmuş. Öyle söyledi.

Işıklarını yaktığında sağa çekmeye başladım. Azıcık ilerde de kocaman bir dinlenme alanı da var aslında, tam oraya süreyim dedim. Hani polis için de daha güvenli orası tabii. Çünkü inecek arabadan, bana doğru yürüyecek falan, akan trafiğin yanında çok tehlikeli bir iş bu.

Ancak önümde de saftirik bi çocuk var. O da tırstı, o da kenara çekti önümde ve durdu. Hani bilemedi, polis belki de ona ışık yakıyordur diye şüpheye düştü.

Yazı

Günlük – 24/03/2026

Renkler ve melodi, boğulurken damlalar, yağmur, ıslanmak ve sinirlenmek, koşmak ve ıslak uyku.

Mor hayaletler. Mor ve biçimsiz. Biçimsiz ama şişman. Şişman ama aç. Açlıkla sınanan milyarlarca döl. Milyarlarca döl israfı. Çirkin canlılar. Çirkin ama kendini beğenmiş. Kendine âşık.

Dudak kenarı küçük gülünç. İmdatsız göz bebekleri. Kara delik. Ananın amı.

Büyük götlü güzel kadınlar. Anlık. Var ve yok. Karanlığın güneşi. Işıl ışıl, kapkara. Parlayan siyah yılan derisi rengarenk, körlük.

Görmek ama çaresiz olmak. İşkence. Birkaç saniye. Geçmişsiz. Habersiz. Fikri nârin. Umutlu.

Yazı

Günlük – 18/03/2026

Bir şişko olarak 4 gündür diyetteyim. Ne diyeti ben de bilmiyorum. Öyle birden bire bi karar aldım. Tabii.

Beş gün önce zaten işten güçten yemek yiyememiştim. O gün akşam yemek yemeğe giderken fark ettim. Aslında canım yemek istemiyordu. Bütün gün yemedim diye, sanki yemek zorundaymışım gibi yürüyordum yemek yemeğe doğru. O an karar verdim. Dedim yemek zorunda değilim. O akşam yedim ama bi gün sonradan itibaren elma, muz, mandalina, badem, yoğurt - bu ve bunun gibi şeyler yiyerek günü geçiricem dedim ve 4 gündür öyle yapıyorum. Haftada bir kendimi ödüllendirip normal yemek yerim. Midem küçüldü zaten. Bugün salata aldım yarısını yiyebildim. Güzel.

Yazı

Günlük – 05/03/2026

Vakit yok ya. Vakit yok pek. Yani var da, buraya ayırasım gelmiyor. Onun yerine Beşiktaş maçları izliyorum. Maç bitiyor Beşiktaş ile ilgili yorum, analiz programları izliyorum. Bunlar beni mutlu ediyor. Ne güzel dinden, siyasetten uzak bir şey en azından. Sergen'i de seviyorum çok. Takım da taş gibi oldu zaten. İyi güzel böyle yani. Agbadou, Murillo, Ndidi, Orkun, Olaitan, Cerny, oh. Hayat çok kısa. Değmez ciddiye almaya, üzülmeye. Üzüleceksen Beşiktaş kaybettiğinde üzül. En büyük derdin bu olsun. Bu da dert değil zaten. On numara.

Yazı

Günlük – 19/02/2026

Sevgili günlük,

Bugün bu abiyi izledim.

Boş vaktin olursa sen de ona bi şans tanı.

İlker abiniz paylaştı, ona olan güvenimden tıkladım. Ben pişman olmadım, umarım siz de pişman olmazsınız. Amin.

Yazı

Günlük – 15/02/2026

14 Şubat 2026, Cumartesi. Liverpool, New York.

Yaşlandıkça yazmaktan da utanır oldum. Ne kadar boş biri olduğumun farkına daha çok varıyorum her geçen gün. Bütün yazılar çöp, bütün düşünceler abes.

Yükün hafifliyor böyle söyleyince. Gözünü kapatıyorsun ve güneş açıyor dudaklarının kenarlarında. Kabul ediyorsun hayatı olduğu gibi: saçmalıklarıyla, anlamsızlıklarıyla, heybetiyle ve gökkuşaklarıyla.

Yazı

Günlük – 05/02/2026

4 Şubat 2026, Çarşamba. Grand Ledge, Michigan.

Bembeyaz soğuk, kapkara çamur. Birkaç metre yükseklikte kar. Yazmış gibi giyinip üşüyen insanlar. Cömert bir tabiat, muhteşem bir dünya, yaşamak dolu dolu, ağlamak için için ama mutluluktan, ama tutkulu, her an heyecan.

Hızlı geçen zamanın, yavaş ilerleyen kahırları. Genç hisseden ruhlara yaşlarını hatırlatan karınları. Hayalleriyiz dedelerin, arşiviyiz yarınların. Becky Summer parıldıyor, gözler yeşil, saçlar sarı.

Kan döküldü, kan döküldü. Yerde kalmasın kanımız diye diye durmadı hiç, cesetlerin sonu gelmedi hiç. Öldürüldük ve öldürdük sürekli.

Yazı

Günlük – 27/01/2026

26 Ocak 2026, Pazartesi.
Rock Hill, South Carolina.

Yaşamak çok zor değil aslında. Gülümsemeni bekliyorlarsa gülümseyeceksin. Başını önüne eğmeni istediklerinde, başını önüne eğeceksin. Yok öyle "istediğim zaman, istediğim yerde, istediğimi yaparım". Yapamazsın. Yaptırmazlar.

Tek başına hiçbir şey yapamazsın. Mecbursun eşe, dosta, arkadaşa. O zaman akıllı olacaksın. Huyuna gideceksin herkesin biraz biraz. 3-5 kişi bulursan kendinden yana, geriye kalanı sallamazsın. Ama o 3-5 arkadaşın değerini bilmen lazım.

Yaşlandım ben. Erken yaşlandım. Bekliyordum bunu. Çocukken de erken büyümüştüm çünkü. Alıştığım bir durum bu. Hayat burda bitse gam yemem. Bundan sonrasında da, bundan öncekilerin tekrarını yaşayacağız zaten. Güzel şeyler olacak. Çirkin şeyler olacak. Aklımız varsa güzel olanın tadını çıkarıp, çirkin olanı görmezden geleceğiz. Aklımız yetmezse çirkin olana kahrolup, güzel olanın kıymetini bilmeyeceğiz.